IMF, 1980 krizinde Latin Amerika'ya uyguladığını şimdi Avrupa'ya öneriyor. Latin Amerika, IMF'nin ardından "Kayıp on yılı yaşadı". Avrupa da on yıl kaybeder mi? IMF'nin politikaları sonrası neler yaşanıyor?

Fercan Yalınkılıç
   Dünya,  Yunanistan’la patlak veren “Avrupa Borç Krizi”yle boğuşuyor. Şu ana kadar Avrupa Bankası, IMF ve Avrupa Merkez Bankası’ndan oluşan Troyka, sorunlu ülkelere şu çözümü önerdi:
  1. Size düşük faizli “KREDİ (Hibe değil)” veririz.
  2. Bunun karşılığında kamu harcamalarını kısarak borç oranınızı azaltmakla yükümlüsünüz.
   Özellikle IMF’nin şartı olan kamu harcamalarını kısmak, gerçekten işe yarıyor mu? Business Insider’da yer alan grafik şu ana kadar kamu harcamalarını kısmanın Avrupa'da işe yaramadığını, aksine bunun işsizlik oranını daha da arttırdığını ortaya koyuyor. Artan işsizlik sonucunda halkın harcamaları azalıyor ve devletin vergi gelirleri düşüyor. Böylelikle harcamaları kısılan hükümetlerin, gelirleri de azaldığı için borç oranında önemli bir düşüş yaşanmıyor. Peki IMF’nin “Kemerleri Sıkın” önerisi Latin Amerika krizlerinde işe yaradı mı? Avrupa borç krizinin gitgide benzemeye başladığı Latin Amerika borç krizi nasıl sonlandı? Hep birlikte bakalım.





1980’lerin başı. Latin Amerika ülkeleri aşırı borçlarla boğuşuyor. 1970’lerde artan petrol fiyatları petrol üreticilerinde aşırı likidite birikmesine yol açtı. Bu fazla likidite de gelişmekte olan Latin Amerika ülkelerine aktı. Ülkelerine giren sıcak parayla başları dönen Arjantin, Brezilya, Meksika ve Peru başta olmak üzere diğer latin ülkeleri aşırı borçlanmaya başladılar. Başta bu yüksek borçların faizleri giren sıcak para ile ödenebildiği için sıkıntı yoktu. Ancak ne zaman dünyada faiz oranları normalleşmeye, sıcak para gelişen ekonomilerden tekrar gelişmiş olan ülkelere akmaya başladı. Gelişmiş ülke para birimleri olan Dolar, Pound ve Alman Mark’ına dönmek için sermaye Latin Amerika para birimlerini satmaya başladı. Bunun sonucunda devalue olmaya başlayan Latin para birimleri yüzünden ülkelerin borç seviyeleri ödenemeyecek seviyelere yükseldi.

Latin Amerika krizinin çıkış sebebi Avrupa’nın borç krizinden farklı olsa da, bu noktadan sonra iki bölge krizi benzerlik göstermeye başlıyor. 1985 yılında IMF, ABD’yi ve özel sektörü de arkasına alarak Latin ülke bankalarının borçlarını ödeyebilmesi yeni bir takvim teklif ediyorlar. Bunun karşılığında da Latin Amerika ülkelerinin kamu harcamalarını kısmasını ve borç oranını azaltmasını istiyor. Tam bundan sonra da Latin Amerika ülkeleri için herşey ters gitmeye başlıyor. Borç oranları kontrol edilemez seviyelere çıkıyor. İşsizlik önce azalsa da sonrasında artıyor. Bir çok Latin Amerika ülkesinde ayaklanmalar başlıyor. Yabancı yatırımcı da korkuyor, ülkeye yabancı sermaye sokmak bir yana, olanı da dışarı kaçırıyor. Bu döneme “Latin Amerika’nın kayıp onyılı” deniyor.

Latin Amerika bu krizden borçlarını ödeyerek çıkmadı. Borçlarını ödeyemeyeceği kesinleşince Latin Amerika ülkeleri tahvil sahipleri ile “Saç Traşı” üzerinde anlaştı. Yani Latin ülkeleri tercihli temerrüt yaşadı.

IMF şimdi benzer acı reçeteyi Avrupa Birliği ülkelerine de uyguluyor. Şu ana kadar kurtarma paketi almak için IMF’ye başvuran Portekiz, İrlanda,Yunanistan, Güney Kıbrıs ve bankaları için yardım isteyen İspanya şimdiden Uluslararası Para Fonu’nun isteklerine boyun eğdi bile. İspanya Başbakanı Rajoy 65 milyar euroluk kesinti paketini açıkladı. Yunanistan da IMF’yle kesintiler  konusunda anlaştı.
Şimdiyse en çok merak edilen IMF’nin reçetesini uygulamaya başlayan Avrup, Latin Amerika gibi  “Kayıp on yıl” yaşayacak mı?