En son ‘Kolay Ekonomi’ kitabıyla
ekonomiyi oldukça basit bir dille anlatan Eski Hazine Müsteşarı ve yazar Mahfi
Eğilmez bugünkü blogunda yayımladığı yazısında, Türkiye’nin cumhuriyet tarihi
boyunca büyüme trendini inceledi. Eğilmez Türkiye’nin cumhuriyet tarihi boyunca
ortalama büyümesinin yüzde 5 olduğunu belirterek ‘Bunun ülkenin potansiyel
büyemesi olduğunu düşünüyorum. Bunun üzerindeki büyüme, eskiden bütçe açığı
sorunları çıkarıyordu, şimdilerde cari açık problemi yaratıyor’ tespitinde
bulundu. Eğilmez’in yazısını için haberin devamını tıkllayın.
Aşağıda Türkiye'nin 1924 ile 2010
yılları arasında gerçekleştirdiği büyüme oranlarını bir grafik olarak sunuyorum.
Ekonomik büyüme, 1924 ile 1950
yılları arasında sert çıkışlar ve inişler yaşamış görünüyor. Bu iniş ve
çıkışların nedenleri arasında Osmanlı'dan devralınan sanayi yapısının
zayıflığı, Osmanlı borçları nedeniyle mali yapının iflas aşamasına gelmesi,
kurtuluş savaşında kaynakların neredeyse tüketilmesi, bunların ardından 1929'da
başlayan büyük depresyonun olumsuz etkiler yaratmış olması sayılabilir.
Ekonominin toparlanmaya başladığı 1930'lu yılların ilk yarısından sonra
dünyanın hızla II. Dünya Savaşına doğru gidişi ve savaşın çıkmasıyla ekonomi
yeniden daralma dönemine girmiştir.
II. Dünya Savaşı sonrasında başlayan
toparlanma Demokrat Parti iktidarının ilk yıllarında özellikle tarıma traktör
gibi araçların girmesiyle önemli bir sıçramaya ulaşmış görünüyor. 1954 yılında
kötü hava koşulları sonucu büyüme yeniden düşüşe geçmiş olsa da izleyen
yıllarda ve özellikle planlamanın etkili olduğu 1960'lı ve 70'li yıllarda
Türkiye uzun bir büyüme dönemi yaşamış bulunuyor.
1970'lerin sonunda girilen ödemeler
dengesi kriziyle Türkiye "70 cente muhtaç" hale geldi. 24 Ocak 1980
kararlarını izleyerek toparlanan ekonomi, 1994 yılına kadar inişli çıkışlı da
olsa sürekli bir büyüme eğilimi gösterdi.
1994 krizi Türkiye'nin ciddi biçimde
daraldığı yıllardan birisi oldu. Kayıp yıllar olarak adlandırılan 1990'lı
yılların getirdiği birikim 2001 kriziyle sonuçlandı ve Türkiye ekonomisinin
GSYH'sının dörtte biri büyüklüğünde bir kayıp yaşamasına neden oldu.
2001 krizinden sonra hızla
toparlanan ekonomi küresel krizin getirdiği daralmayı atlattıktan sonra yeniden
yükselişe geçti.
Cumhuriyetin ilan edildiği 1923
yılından bu yana 88 yıllık süre boyunca Türkiye ekonomisi yıllık ortalama yüzde
5 oranında büyüme gerçekleştirmiş bulunuyor. Bu oranı Türkiye'nin potansiyel
büyüme oranı olarak düşünüyorum. Yani Türkiye, bu oranın altında büyüdüğünde
potansiyelinin altında büyümüş, üzerinde büyüdüğünde potansiyelini zorlamış
demektir. Yapısal değişim yapılmadan bu oranın üzerine ne kadar çıkılırsa
büyüme potansiyeli o denli aşırı zorlamayla karşılaşmış oluyor. Potansiyelin
aşırı zorlandığı hallerde eğer yapısal değişim gerçekleştirilmemişse
genellikle sorun çıkar. O nedenle geçmişte yüzde 7 - 8 gibi büyüme oranları
bütçe açığının artmasıyla sonuçlanıyor ve sorunlar çıkarıyordu. 2000'lerde ise
büyüme potansiyelinin aşırı zorlanması cari açığın yükselmesiyle sonuçlanıyor
ve yine sorunlar çıkarıyor.